Sağlık

Sessiz evlilikler toplumsal bir soruna mı dönüşüyor?

Uzmanlar, çiftlerin birbiriyle iletişim kurmadığı, eşlerin birbirleriyle güçlü bağlar hissetmediği, can sıkıntısı ve duygu yitiminin söz konusu olduğu, “sessiz evlilikler”e dikkat çekiyor. evlilikler” sadece dış ve iç baskılar nedeniyle sürdürülmektedir. şimdi ise gerçeğin makro sorun alanına evrildiği uyarısında bulunuyor. Nihan Kalkandeler, “Bu evrim bir bulaşma ile haneden haneye yayılıyor.

‘Biz’ olma ihtiyacının kaybolması, çocukların aile içinde yaşlanmak yerine ‘tek ebeveyn’ olarak yeni normale alışması ciddi sapmaları ve toplumsal anomileri beraberinde getiriyor.” dedi.

Üsküdar Üniversitesi Sosyoloji Bölümü Dr. Öğr. Gör. Nihan Kalkandeler, çiftlerin temassız, sözel ve duygusal ilişki kurmadığı evliliklerin toplumsal etkisini değerlendirdi.

Ailenin, kültürel kimlik ve değerlerin yeni nesillere kazandırılmasında ve toplumsal bilincin aktarılmasında birey ve toplum arasında köprü görevi üstlendiğini belirten Dr. Nihan Kalkandeler, toplumsal bilincin ne ölçüde var olduğunun aile bireyleri için değerli olduğunu söyledi. hayatın merkezi.

Borsadaki çiftlerin bağlantıları da hisselerini alıyor

İnsanların giderek kişiselleştiği yeni dünya düzeninde toplum üzerindeki yansımaların da dönüştüğünü belirten Prof. Nihan Kalkandeler, “Bazı değerlerimizi kaybediyoruz. Biliyoruz ki hayatımız değişime, gelişime ve dönüşümlere gebe. Kuşkusuz aile düzeni ve eşlerin ilişkileri de bu değişimden nasibini almaktadır. Evlenen çiftin aralarındaki aşk duygusunun da değişmesi kaçınılmazdır. İstenilen değişim, çiftlerin birlikte sevgi dolu, olgun, büyüyen ve gelişen bir bağ içinde olmalarıdır ve bu da ancak karşılıklı çaba ile mümkündür. Eşlerin kurdukları yuvada aile bağları güçlendikçe, birliktelik duyguları inanç ve huzur ortamıyla desteklendikçe, aralarındaki sevgi paylaşımının ve ilişkilerin değeri artar. Buradaki sihirli kelime ‘paylaşmak’. Bu kelimenin büyüsünü sürdürmek zordur. Çünkü paylaşmak, katılım demek, kişiselleşmeye götüren bir paradoks içinde kaybolan ‘ben merkezli’ bireylerin, paylaşım kelimesinin gerekliliklerinden uzaklaştığı ortaya çıktı.” söz konusu.

Biz olma arayışı solmaya eğilimlidir

Günümüzde çiftler arasındaki etkileşimin farklı olduğuna dikkat çeken Dr. Nihan Kalkandeler, “Paylaşımda, örneğin benlik sunumunda kadın ve erkek birbirinin yerini ve konumunu anlamlandırırken, erkek ve kadın birbirini öne çıkarmayı tercih etti. kendilerinden çok başkaları; Günümüzün etkileşim sisteminde kadın ve erkeklerin tek derdi kendi kimliklerini korumaktır. Yani ‘biz’ olma çabası ve çabası her geçen gün azalmaya yüz tutuyor diyebiliriz. Durum böyle olunca ‘sen’ ve ‘ben’in birleşerek ‘biz’i oluşturamama durumu gündeme gelir ve aile kalma çabası sekteye uğrar. Yeni pratiklerimizde yer aldığımız sahnelerin isimleri ‘sessiz evlilik’ ya da ‘boş kabuk evlilik’. söz konusu.

Dış ve iç baskılardan dolayı devam eden evlilikler var.

Zaman zaman eşlerin birbirleriyle güçlü bağlar hissetmediklerini, sıkılma duygusunun ve duygu yitiminin söz konusu olduğuna dikkat çekilerek, sadece dış ve iç baskılarla sürdürülen evlilikler var. Nihan Kalkandeler, “Toplumsal kabul açısından sürdürülen evlilikler nedeniyle evli kalmayı tercih eden, birbirinden kopuk ve ‘evli gibi’ yaşayan, daha doğrusu farklı bireyler ve kişiselleştirilmiş hayatlar yaşayan çiftlerden bahsediyoruz. yani boşanma yakın çevreleri tarafından hoş karşılanmayacaktır. Çocukları varsa boşa gidecekleri düşüncesiyle sürdürülen evlilikler de bir başka örneğimizdir. Bu örnekler toplumsal normları ele aldığımızda model olabilecek nitelikte midir? Emsal durumlara yöneldiğimiz ve farklı deneyimlerden ilham aldığımız her birimiz için kaçınılmaz bir gerçektir.” söz konusu.

Sessiz evlilikler evden eve sıçrar

Mikro çevremizde bu tür bireysel temellere dayalı sessiz evliliklerin olduğunu ve örneklerin arttığını belirterek, artık makro bir sorun alanına evrildi. Nihan Kalkandeler, “Bu evrim bir bulaşmayla haneden haneye sıçrar. ‘Biz’ olma ihtiyacının kaybolması, çocukların aile içinde yaşlanmak yerine ‘tek ebeveyn’ olarak yeni normallerine alışmaları önemli sapmaları ve toplumsal anomileri beraberinde getiriyor. Toplumu kucaklayan normlar kaybolmaya başladıkça topluma olumlu yansımalar bulmak zorlaşıyor. Mesele sadece anlaşamayan iki kişiyi sosyal normları korumak için tutmak değil, aynı zamanda sorun. Ama bir çatışma varsa, aile bağları kopmuşsa, oradaki krizi çözmek için zamanı doğru kullanmak gerekir.” söz konusu.

Bu öneriler dikkate alınmalıdır.

Nihan Kalkandeler, bu toplumsal sorunla baş etmede neler yapılabileceğine değinerek sözlerini şöyle tamamladı: “Birbirimize zaman ayırmak, iyi arkadaş olmak, boş zamanları birlikte paylaşmaya istekli olmak, birlikte olmaya istekli ve çabalamak. aralarındaki bağlılığı sürdürmek değerli unsurlardır. Her bireyin kendine has bir özgünlüğü, kendi hikayesi ve bakış açısı olacağı düşünüldüğünde, hayat arkadaşımız olsa bile eşimizi kendi hikayesiyle kabul etmeye çalışmak, onu şekillendirmek değil, empati kurmak, bizi biz yapmak için değerlidir. Sözlerimiz ve eylemlerimizde minnettar hissetmek ve destekleyici olmak. Sona bıraktım ama ‘biz’ olmanın yolu sevgiden, şefkatten, takdir ve saygıdan geçiyor. Çiftler birbirlerine saygı duymayı ve birbirlerinin haklarına saygı duymayı öğrendikleri, birbirlerini dinledikleri ve hayatın ortak noktalarını hatırladıkları sürece sessiz evlilikleri normalleştiremeyeceğimize inanıyorum.”

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

habercatak.xyz

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu